Hangi Bıttım Sabunu Daha İyi? Cevap Arayışı ve İzmir’in Çılgınlıkları Arasında
Bıttım sabunu… Bu kelimeyi duyduğumda, aklıma bir sürü şey geliyor. Ama kesinlikle şunu söyleyebilirim: Bıttım sabunu, hayatımızda “neden ve nasıl” sorusunu sorgulatan, aslında basit ama derin anlamlar taşıyan bir şey. Özellikle de İzmir’de yaşayan 25 yaşındaki biri olarak, bıttım sabununun yerini bir şekilde daha iyi bildiğimi düşünüyorum. Ama tabii, o kadar da basit değil bu iş. Çünkü Hangi bıttım sabunu daha iyi? sorusu, İzmir’in kalabalık caddelerinde bir gün yürürken karşılaştığınız onca dondurmacı tezgahından hangisinin gerçekten “en iyi” olduğunu seçmek gibi bir şey. Ya da o yazın sıcağında, deniz kenarında bir büfeden “iyi dondurma” almak gibi… O kadar çok seçenek var ki, neyi tercih edeceğini bulmak neredeyse bir yaşam felsefesi haline gelebiliyor!
—
Bıttım Sabunu: Sadece Bir Sabun Değil, Bir Yaşam Tarzı
Bıttım sabununu en son ne zaman kullandım, hatırlamıyorum bile. Bu sabun, başta sadece “saçları güzelleştirir” diye düşündüğüm bir üründü. Sonra, derin araştırmalara başladım (tabii ki Google üzerinden). “Hangi bıttım sabunu daha iyi?” sorusuna cevap ararken, beni bir sürü bıttım sabunu markasıyla tanıştırdılar. İnanın, her biri kendi hikayesini anlatıyordu. Bir tanesi, “Doğal, organik, %100 saf” diyordu. Diğeri, “Saçlarınıza 5 dakikada mucize yapar!” diyordu. Hatta bir tane vardı, şişesinde “yüzyıllık gelenek” yazıyordu. Ben de düşündüm, “Bu gelenek ne zaman başlamış ki, biz de hala 100 yıl sonrasını konuşuyoruz?”
Ama yine de, karar vermek kolay değildi. Hangi bıttım sabunu daha iyi? Bu soruyu sormak, aslında bir insanın içsel bir yolculuğa çıkmasını sağlıyor. Çünkü bıttım sabunu sadece bir temizlik malzemesi değil; o, “doğal” olmanın, “geleneksel” olmanın ve “özgün” olmanın sembolü. Yani, ben de bir yandan “geleneksel” olanı ararken, diğer yandan yeni deneyimlere de açık olmaya çalışıyordum.
—
Bıttım Sabunu Üzerine Derinlemesine Bir Araştırma
Benim için bıttım sabunu, öyle bir şeydi ki, özenle seçilmeli, “hangi marka daha iyi?” sorusuna verilen cevaba göre de yaşam tarzı belirlenmeliydi. Tabii, bir sabun almadan önce arkadaşlarımla bu konuda birkaç derin sohbet yaptım.
Ben: “Bıttım sabunu, hani şu taş gibi olan var ya, doğal, organik falan… Hangi markayı alıyorsunuz?”
Arkadaşım: “Abi, ben de aldım ya, o öyle saf olan var ya, işte ondan. Ama o kadar pahalı ki, günde bir kere kullanıyorum. Sabunun fiyatını düşündükçe, kafama şüphe düşüyor.”
Beni asıl güldüren şey, bıttım sabunu üzerine yapılan derin tartışmalardı. Bir de, bu sabunun mucizelerini anlatan hikayeler! Saçlarını uzatmak için bıttım sabunu kullananlar, cildini yenileyenler, kepek sorunu olmayanlar… Yani, bıttım sabunu, her türlü problemi çözebilecek bir sihirli değnek gibi anlatılıyordu. Ama içimden hep bir ses diyordu ki, “Hangi bıttım sabunu daha iyi?” sorusunun cevabı sadece reklamlarda gizli değil. Biraz da denemek gerek.
—
Bıttım Sabunu ve İzmir’in Kendi Çılgınlıkları
İzmir’de yaşamamın bana kattığı en güzel şeylerden biri de, bu kadar çok doğal ve el yapımı ürünün, pazarlarda ve sokaklarda satılması. Bazen öylesine yürürken, yanımdan geçen bir tezgâhta bir kadının el yapımı sabunlarıyla karşılaşıyorum. Genelde “organik, doğal, köy sabunu” yazan etiketler var. Bunlar, bir anlamda “gerçek” bıttım sabunu arayışını daha da zorlaştırıyor. Ve şu soruyu bir kez daha aklımdan geçirmeme sebep oluyor: “Hangi bıttım sabunu daha iyi?”
İzmir’de, sabahları deniz kenarındaki kafelerde otururken, bıttım sabunlarının yer aldığı rafları düşünmek oldukça komik bir hale geliyor. Çünkü bir yanda, “süper ucuz ve fantastik bir sabun” diyen satıcılar, diğer yanda “organik, güvenilir, yıllardır köyde yapılan sabun” diyen satıcılar var. Hangi bıttım sabunu daha iyi sorusunu sormak, İzmir’deki tüm kafeleri dolaşmak gibi bir şey oldu. Ama ne zaman birine yaklaşıp sordum, hep bir cevap aldım: “Deneyin, ne kaybedebilirsiniz ki?”
—
Bıttım Sabunu Markalarını Test Ediyorum: Sonuçlar
Sonunda, birkaç farklı markadan bıttım sabunu aldım. Sabunlar elime geçtiği anda, bir test yapmaya karar verdim. İlk sıradaki markadan başladım.
Sabun 1: Yumuşak bir doku, hızlı köpürme, ama biraz keskin bir kokusu vardı. Saçlarıma uyguladım, ama gözlerim yanmaya başladı. Hm, pek de iyi hissettirmedi.
Sabun 2: Daha doğal bir dokusu vardı ve kokusu da gerçekten harika. Ama kullanmadan önce iyice okudum: “Hassas ciltler için uygundur.” Ah, demek ki sabunun en iyisi, hassas ciltlere uygun olanıymış.
Sabun 3: Ve geldik nihayet en iddialı sabuna… 100 yılın geleneksel formülü falan deniyordu ama sonuç, pek de öyle değildi. Yani, ne denediysem, sonuç olarak “iyi bir sabun” bulduğum söylenemezdi.
Her sabunu denedikten sonra bir süre kendime şöyle dedim: “Bu soruyu sormak, gerçekten önemli mi? Hangi bıttım sabunu daha iyi, yoksa hangisi beni en çok rahatlatıyorsa, o mu daha iyi?” Belki de bu soruyu kendime sormaktan çok, gerçekten kullanmak ve deneyimlemek gerektiğini anlamıştım.
—
Sonuç: Hangi Bıttım Sabunu Daha İyi?
Hangi bıttım sabunu daha iyi sorusunun cevabı, aslında kişisel bir deneyim meselesiymiş. İzmir’in dar sokaklarında geçirdiğimiz günlerin, sabah kahvesinin, deniz kenarındaki sohbetlerin arkasında yatan şeyin ne olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Kimi sabunlar mükemmel olabilir, ama önemli olan, hangi sabunun ruhunuza hitap ettiği, hangi sabunun sizi rahatlatıp mutlu ettiği.
Sonuçta, bıttım sabunu üzerine yaptığım araştırmalar, testler ve arkadaş sohbetleri bana şunu öğretti: “Hangi bıttım sabunu daha iyi?” sorusunun cevabı, her birimizin kişisel tercihlerine, ihtiyaçlarına ve hatta yaşadığımız şehre göre değişebilir. Belki de önemli olan, her zaman en iyi olana ulaşmak değil, o anki ihtiyaçlarımıza en uygun olanı bulmaktır.
Şu an için bıttım sabunum, denediğim ilk markadan değil ama içime sinen ve bana iyi gelen sabun. O yüzden artık “en iyi” sabunu aramıyorum. Çünkü ben de, siz de, hepimiz de “iyi”yi bulduğumuzda, gerisini zaten unutuyoruz.